13:56:18 / 15-03-2013
Türkçe'ye Hizmet mi, Tecavüz mü?
Saniyen, gün geçtikçe itibarsızlaştırılmaya çalışılan Türkçe'nin yüksek ve gür sedasını hiçbir gücün yapamadığı kadar bütün dünyaya Risale-i Nur haykırmaktadır. Bilindiği üzere harf devrimi ile başlayan, Türk Dil Kurumunun kurulması ile zirveye ulaşan Türkçe'nin katledilme sürecine bu mübarek topraklarda direnen en büyük kale Risale-i Nur olmuştur.

“Bediüzzaman Said Nursî (R.A.) Hazretlerine, çağın ihtiyaçlarına binaen ilhamen yazdırılan Risale-i Nur eserlerinin Ufuk Yayınevi tarafından sadeleştirilmesi adı altında yapılan tahrifat ne yazık ki devam etmektedir.

Başta Üstad Hazretlerinin hayatta bulunan varisleri olmak üzere, umum Nur cemaatinin, Kur’ânî ahlâk ve edebî çerçevesinde göstermiş oldukları tepkilere kulak asmayan bu hareketin, hizmet düsturundan uzak bu teşebbüslerine devam etmekte inat ettiği görülmektedir. Bediüzzaman Hazretlerinin “Kur’ân′ın semasından ilhamî bir surette gelen şifadar nurlar” olarak bahsettiği ve milyonlarca insanın imanlarını kurtarmaya vesile olan, her yaşta insanın büyük bir şevk ve hürmetle okuduğu Risale-i Nur’ların “anlaşılmıyor” diyerek sadeleştirilme adı altındaki tahrifat girişiminde bulunmak büyük bir hukuksuzluktur. Evvelen Müellif-i Muhterem Hazretleri olmak üzere umum Nur Talebelerinin hukukunu hiçe saymak gibi bir halat ile yapılan bu azim cinayete karşı Risale-i Nur’un hukukunu muhafaza etmek her Nur Talebesinin vazifesidir.

Saniyen, gün geçtikçe itibarsızlaştırılmaya çalışılan Türkçe’nin yüksek ve gür sedasını hiçbir gücün yapamadığı kadar bütün dünyaya Risale-i Nur haykırmaktadır. Bilindiği üzere harf devrimi ile başlayan, Türk Dil Kurumunun kurulması ile zirveye ulaşan Türkçe’nin katledilme sürecine bu mübarek topraklarda direnen en büyük kale Risale-i Nur olmuştur. Bu muhteşem eserler, içinde barındırdığı yaklaşık 27.000 kelime ile Türkçe’nin yüz akı olmuştur.

Ne yazık ki, dünyanın dört bir tarafında Türk Kolejleri açarak, ismi duyulmamış ülkenin çocuklarına bile Türkçeyi öğrettikleri ile övünen bir hareketin, Türkçenin katledilişine karşı yıllardır ayakta kalarak direnen Risale-i Nurların, dilimizi muhafaza etmek adına bu büyük misyonuna rağmen, sadeleştirme adı altındaki tahrif ve tahrip teşebbüsünde ısrar etmeleri anlaşılabilir bir durum değildir. Kendi topraklarından çıkan bu ilim ve irfan eserlerine sahip çıkmayarak dilimize darbe vuranların, dünyaya öğretiyoruz dedikleri dil Türkçe değildir ve Türkçeye hizmet olamaz! Neden halkları Risale-i Nurun seviyesine çıkarmak için değil de, Risale-i Nurları halkların seviyesine indirmek için çalışılıyor?

Mezkûr sebeplere binaen  “Bir harfe dokunmayı azim bir günah işliyor telâkki ediyorum” diyen Nurların birinci talebesi merhum Hulusi Yahyagil Ağabeyin ihlâs ve sadakatine riayet edilmesi gerektiğini belirtiyor, mason ve zındıka komitelerine hizmet eden bu teşebbüsü gerçekleştiren ve fetva verenleri Halık-i Zülcelal’e(C.C.) havale ediyoruz.

Selâm ve hürmetlerimizle. 

Bu Haber ( 3562 ) defa okundu
Türkçe'ye Hizmet mi, Tecavüz mü? FaceBook ta paylaş