23:38:10 / 31-03-2013
Risale-i Nur'un Hukukunu Muhafaza Etmek
Sadeleştirme adı altındaki tecavüzat bütün müspet uyarı ve ikazlara rağmen ne yazık ki devam etmektedir. Bu aşamada çevremizden birçok kişinin bu tepkilerin yersiz olduğu, zaten orjinalleri duruyor, isteyen istediğinden okusun, endişeye gerek yok dediklerini işitiyoruz.

Sadeleştirme adı altındaki tecavüzat bütün müsbet uyarı ve ikazlara rağmen ne yazık ki devam etmektedir. Bu aşamada çevremizden birçok kişinin bu tepkilerin yersiz olduğu, zaten orjinalleri duruyor, isteyen istediğinden okusun, endişeye gerek yok dediklerini işitiyoruz.

Açıkça belirtelim ki bu düşünce, sadeleştirme cinayetini işleyenlerin arkasındaki fikirden daha tehlikelidir. Zira " Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım..... Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.”  diyen Üstad bu fedakarlığı dellalı olduğu Risale-i Nur vesilesi ile gerçekleştirmiştir. Son bir asırdır müslümanlar için bundan daha büyük bir fedakarlık ve feragat gösterilemez. 

Risale-i Nur Kur'ana bağlıdır; Kur'an ise Arş-ı Azam'la bağlanmıştır. Dolayısı ile buna parmak karıştırmanın neticesi elbette mücazat olacaktır. Eğer biz Risale-i Nur dostları, kardeşleri ve talebeleri olarak bu azim cinayete sessiz kalır isek, Üstad'ın hukukunu muhafaza etmemiş olacağız. İlmi ve mantıki delillerle bu teşebbüsün hukuksuz olduğu apaçık meydandadır. 

Buna karşın birilerinin, bu tepkiyi gösterenleri ümmet için de fesadlık çıkaranlarmış gibi göstermelerine mukabil, Risale-i Nurun ve Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin (R.A.) hukukunu muhazafa etmeyi canımızdan aziz biliyoruz.

Bu gizli din düşmanları ve münafıklar çoktandır anladılar ki, Nur Talebelerinin kefenleri boyunlarındadır. Onları, Risale-i Nur'dan ve Üstadlarından ayırmak kabil değildir. Bunun için şeytanî plânlarını, desiselerini değiştirdiler. Bir zayıf damarlarından veya sâfiyetlerinden istifade ederiz fikriyle aldatmak yolunu tuttular. O münafıklar veya o münafıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar dost suretine girerek, bazan da talebe şekline girerek derler ve dedirtirler ki: "Bu da İslâmiyete hizmettir; bu da onlarla mücadeledir. Şu malûmatı elde edersen, Risale-i Nur'a daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir." gibi bir takım kandırışlarla sırf o Nur Talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihayet Risale-i Nur'a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyahut da maaş, servet, mevki, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar. Risale-i Nur, dikkatle okuyan kimseye öyle bir fikrî, ruhî, kalbî intibah ve uyanıklık veriyor ki; bütün böyle aldatmalar, bizi Risale-i Nur'a şiddetle sevk ve teşvik ve o dessas münafıkların maksadlarının tam aksine olarak bir tesir ve bir netice hâsıl ediyor. Fesübhanallah... Hattâ öyle Nur Talebeleri meydana gelmektedir ki, asıl halis niyet ve kudsî gayeden sonra -bir sebeb olarak da- münafıkların mezkûr plânlarının inadına, rağmına dünyayı terk edip kendini Risale-i Nur'a vakfediyor.. ve Üstadımızın dediği gibi diyorlar: "Zaman, İslâmiyet fedaisi olmak zamanıdır." (Risale-i Nur'dan / Tarihçe-i Hayat)

 اَلْحَمْدُ لِلّهِ هذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

 

Bu Haber ( 2625 ) defa okundu
Risale-i Nur'un Hukukunu Muhafaza Etmek FaceBook ta paylaş